İlk kez New York’ta tanıştığım deniz tarağını İstanbul’da gittiğim restoranların mönülerinde gözlerim hep aradı.
Daha ilk parçayı yerken, deniz ürünleri düşkünlüğüme rağmen bu güzel lezzeti nasıl kaçırmışım diye düşündüm. Ve bunu mutlaka sevdiğim insanlara yapmalıyım diye geçirdim içimden, benim gibi kaçırmış olacaklarını tahmin ederek.
Tabii bu lezzeti İstanbul’da bulmak kolay olmadı. Araştırınca Metro Toptancı Market‘te olduğunu öğrendim. Son gidişimde de reyonunda birkaç kutu olduğunu görünce (kilosu 100 TL olsa da) aldım. Çünkü yılbaşı menüsünün yıldızı olmasını planlamıştım.

Deniz tarağını en doğal haliyle yapmaya karar verdim. Derin dondurucudan sabah çıkarıp buzdolabına koydum, akşama da yaptım (buzdolabı dışında hiç bekletmedim). Biraz tuz ve zeytinyağı ile kızgın bir tavada (mümkünse dökme demir) suyunu çekene kadar orta ateşte her iki tarafı da kızarana kadar pişirdim. Kuşkonmaz (bu mevsimde tazesini bulmak zor oluyor, konservesini kullanabilirsiniz) ve avokado püresi (2 olgun avokado – 1 çorba kaşığı krema – 1 çorba kaşığı parmesan) ile servisini yaptım.
Tahmin ettiğim gibi yılbaşı gecesinin yıldızı olmayı başardı. Herkes bayıldı, tam istediğim gibi…

Daha sonra bir de aklımda güzel bir körpe ıspanak salatasının üstüne ızgarasını yapmak var. Harika bir deniz ürünü salatası olacağını düşünüyorum.

Not: Bu hafta sonu gazetelerde okuduğum kadarıyla Swissotel’deki Gaja restoranında deniz tarağı yapılıyormuş.